HOŞ GELDİNİZ


Değerli Ziyaretçilerim,

Öncelikle ilginize teşekkür ediyorum.

Görüş ve düşüncelerinizi görebilir maydin123@hotmail.com      adresime de göndermeye devam edebilirsiniz


PROF.DR.MEHMET ZEKİ AYDIN


Merhaba Hanımefendi,

ÇOCUKLARI ARASINDA 2 YAŞ OLAN BİR ANNE,NASIL İYİ BİR ANNE OLABİLİR????????????

Mesajınıza yoğunluktan ancak cevap verebildim.

Sizi anlıyorum. Bu konuda bir yazıyı ekte sunuyorum.

Kısaca, panik yapmayın, sizin karşılaştığınız sorunlar normal her annenin karşılaşabileceği olaylar.

Zamanla siz de çocuklar da alışacaklar. Siz özellikle kıskandıracak hareketlerden sakının ve büyüğün zarar vermesinden küçüğü koruyun.

Ben size kolay gelsin diyor,hayırlı evlatlar diliyorum.

Selam, sevgi ve saygilarimla.

Prof.Dr.Mehmet Zeki AYDIN

Sizi tv ve internetten takip ediyorum,tüm videolarınızı izledim ve çok bilgilendim umarım bu bilgileri hiç unutmadan uygulayabilirim.Benim 2 aylık ve 26 aylık iki kızım var,mmalesef büyük kızım 3 yaşına girmeden ona kardeş getirme hatasına düştüm,3 yaşına kadar onunla çok ilgilenmem tüm dikkatimi ona vermem gerekirdi,bu yüzden hamileliğimden bu yana hep vicdan azabı duymuşumdur,siz tv.de"Çocuk 6 aylık olunca kıskançlık tavan yapar"dediğinizde bu azabım daha çok arttı,çünkü küçük 6 aylık olduğunda büyük kızım da 2.5 yaş krizini yaşıyor olacak ve iki kriz,kimbilir kızımın karakterinde ne olumsuz etkiler bırakacak...Videonuzda 0-3 yaş çocuğunun ağlatılmadan büyütülmesi gerektiğini söylüyorsunuz,oysa ben hamilelik döneminde çok stresli olduğum için kızıma onu ürkütecek çok bağırdım,sonrasında hep pişman oluyordum ancak o an kendimi tutamıyordum,kendimi tutamayışlarıma eşim de tepki verdikçe iki koldan köşeye sıkışmış,yapayalnız çaresiz hissediyordum,aslında bu durum eskisi kadar yoğun olmasa da şimdi de devam ediyor,büyük kızım kardeşi gelmeden birkaç gün önce çişini söylemeyi öğrendi ve asla gce altına kaçırmadı ancak gündüz,kardeşini kıskanınca ve bir de kıskançlığından beni kızdıracak şeyler yapıp ben kızdııktan sonra altına yapıyor,her iki durumda da yani temeli anneden intikam olan yaramazlıkları ve çişini altına yapması durumlarında da kızmamaya çalışıyorum ama çoğu kez kendime engel olamıyorum,NE YAPMALIM?Üstelik şimdi,küçük daha 2 aylık hiç bişeyden haberi yok diye sürekli büyükkle ilgileniyoruz,fakat küçük büyüyünce,6 aylık falan olunca artık onunla da ilgilenmemiz gerekecek,ilgilenmediğimiz halde bu kadar kıskanıyorsa ya bu günler geldiğinde ne yapacak,biz nasıl davranacağız onlara?Biri 2 diğeri 4 yaşında çocuğu olan anneye tv.de,"hatasız , sabırlı olmanız lazım"dediniz,bunu açıklar mısınız?Benim için çocuklarımdan daha önemli bir şey yok hayatta,iyi bir insan ve iyi bir anne olmaktan başka bir amacım da yok çalışan bir anne olduğum halde.Bu yüzden hep çocuk eğitimiyle ilgili kitaplar okuyorum,hem kitap hem internetten,ancak tüm bunlara rağmen hala neden çocuğuma öfkeleniyorum,neden bunalıp ağlıyorum,neden" çocuğunun üstüne titreyen bir anne" olmaktan çıkamıyorum?umarım bu e.maili bizzat okursunuz,cevabınızı umutla bekleyeceğim değerli hocam. Saygılarımla...


ÖĞRENCİLER EN ÇOK "YERLİ DİZİ" SEYREDİYOR SİVAS - Doğan Sarıtaş - Sivas'ta ilköğretim öğrencileri arasında yapılan araştırmada, öğrencilerin seyrettiği programlar arasında yerli dizilerin ilk sırada olduğu ortaya çıktı. Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı Din Eğitimi Bilim Dalı'nda yüksek lisans çalışması olarak Hacı Mehmet Karataş tarafından ''Televizyon Dizi ve Filmlerinin Çocuklara Etkisinin Din Eğitimi Açısından Değerlendirilmesi'' konulu araştırma yapıldı.

CÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın'ın proje danışmanlığında, Sivas'ta geçen yıl bir devlet okulu ile özel bir eğitim kurumunda 8-12 yaşlarındaki 100 öğrenci arasında yapılan araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 70'nin evinde 1, yüzde 21'nin evinde 2, yüzde 6'sının evinde 3, yüzde 1'inin evinde 4 televizyon olduğu belirlendi.

Katılımcı öğrencilerin yüzde 34'ü günde ortalama 2 saat, yüzde 23'ü 1 saat, yüzde 18'i 3 saat, yüzde 11'i 1 saatten az, yüzde 8'i 5 saat, yüzde 4'ü 4 saat televizyon seyrettiğini söyledi.

Araştırmaya katılan öğrencilerin izlediği programlar arasında yüzde 33'le yerli dizi, yüzde 15'le çizgi film, yüzde 13'le yarışma programı, yüzde 11'le çocuk programının ilk sıralarda yer aldığının saptandığı araştırmada, büyü temalı film, spor programı, müzik/eğlencenin yüzde 5'er oranla bu programları takip ettiği anlaşıldı.

Yerli dizi ve yarışma programı oranının tüm cevaplar içinde yüzde 46 gibi yüksek orana sahip olmasına, çocukların aileleriyle televizyon seyretmelerinin neden olduğu kaydedildi.

En çok seyredilen programlar arasında belgesellerin yüzde 3, bilgi verici programların yüzde 1 oranında seyredilmesinin öğrencilerin daha çok popüler programları tercih ettiğini gösterdiği belirtildi.

Araştırmaya göre, çocukların yüzde 23'ü ''Adanalı'', yüzde 15'i ''Arka Sokaklar'', yüzde 11'i ''Kurtlar Vadisi'', yüzde 6'sı ''Tek Türkiye''yi izliyor, yüzde 4'er oranla ''Selena'' ve ''Küçük Kadınlar'' dizilerini seyrediyor.


http://www.aa.com.tr/tr/ogrenciler-en-cok-yerli-dizi-seyrediyor.html


sa

Halil İbrahim Kovar

Sevgili Halil İbrahim,

Kusura bakma yoğunluktan sana hemen cevap veremedim.

Tespitlerin çok harika. Elbette size destek veririm.Sorularınızı gönderin cevaplamaya çalışırım.

Güzel haberlerini bekliyorum, derslerinde başarılar diliyorum.

                                                                                                                                                        Selam, sevgi ve saygilarimla.

Prof.Dr.Mehmet Zeki AYDIN

Sayın Hocam,

Elektronik postamı dikkate aldığınız için öncelikle size çok teşekkür ediyorum. Malesef günümüzde çok tartışılan Türk neslinin yozlaşması, araştırma öğrenme niteliğini yitirmesi, okulu ve ders çalışmayı kendine bir zorluk olarak kabul ettirmesi vs. gibi konularda eleştirilmesine rağmen birşeyler üretme gayreti ve çabası içerisinde bulunan örnek neslin ise önüne birçok zorluk çıkıyor. Biz eleştiriliyoruz fakat bu çoğu kez kuru bir eleştiri olma kabuğunu aşamıyor, bize destek ve yardımcı olunamıyor.Bu konuda sıkıntı yaşıyoruz. Çoğu aydın kendini toplumdan soyutluyor ve yeni neslin yetişmesinde onlara yardım elini uzatmıyor.

Siz ve sizin gibi sayısı az olan aydınlarımızın desteğini en azından bir iletişimini görmek gerçekten bize büyük ümitler aşılıyor. Projemizde sizin kitap ve makalelerinizden büyük ölçüde faydalanmayı planlıyoruz. Hocam sizden bir ricam olacak ve beni kırmazsanız çok mutlu olacağım. Biz size proje faaliyetlerimizi tamamladıktan sonra değerlendirme açısından ve eksik noktalarımızı sizin kişisel görüş ve fikirlerinizden faydalanarak tamamlama noktasında sizinle elektronik posta yoluyla kısa soru-cevap şeklinde bir röportaj yapabilir miyiz? Bu konuda yardımcı olabilirseniz çok mutlu olurum.              Teşekkürler...




ismail çetin elmas... Şubat 2010

04:00Beyoğlu ist.                                                                                            

cetinelmas58@mail.com


selamunaleykum dostlar şiirlerimizi dostlarınıza da yollarsanız sevinirim. anlatamadıklarım adlı şiir kitabımız çok yakında çıkacak ilgilenirseniz sevinirim. allaha emanet olun. sevgi ve muhabbetle....


BEN Kİ BİR AH ETTİM TA DERİNDEN


Ben ki bir ah ettim ta derinden

Geçti gitti o lahza çok ezelden

Lakin gönlüm nasıl geçsin bu demden

Bilmem ki gönül desem ne anlar gönülden

Ben ki bir ah ettim ta derinden


Bilmem ki haberdar mıdır gönlümdeki süheyladan

Zira uzaktı yan yana yürürken zuhalden, zühreden

Gülerken yüzü habersizdi gözümdeki şebnemden

Varsın gitsin bizden ötelere ne çıkar yaşadıkça bendeyken


Bilmem ki haberdar mıdır gönlümdeki süheyladan

Ben ki bir ah ettim ta derinden

Varsın geçsin o da feleğin çemberinden

Hakikat bir gün kılıç gibi kesecek tam orta yerinden

Ve ben yine başım dik gelmeyecek olan birini  bekleyeceğim

Ben ki bir ah ettim ta derinden


Dilde helal etsem de hakkım,gönül razı olmaz

Demezler mi ki merhamet etmeyene merhamet edilmez?

Lakin gönlümdeki muhabbet ferman vermez.

Dedim ben de öz aklım ile “yaktığın gibi yanasın sende ”

Dilde helal etsem de hakkım,gönül razı olmaz


Ben ki bir ah ettim ta derinde

Sürgüledim sonra kapımı kilit vurdum dilime

Gayri gelse de kifayetsiz,bir testi kırılır ancak bir kez...

Giden gitmiştir,kalan baki gönlümde vursa da başını yerden yere

Ben ki bir ah ettim ta derinden


27 Feb 2010

erken çocuklukta değerler eğitimi

To: maydin123@hotmail.com

hocam merhabalar.. aile okulu sitenizi inceledim.. ellerinize sağlık çok güzel bilgilerle donanmış bir siteydi..benim erken çocuklukta çocuğa kazandırılması gereken değerler neler olmalıdır. ve bu değerlerin nasıl kazandırılacağı konusunda bir sorum olacak. bu konuda bilginizle beni aydınlatırsanız çok sevinirim. simdiden teşekkürlerimi sunuyorum...saygılar...


CEVAP

Erdem Eğitimi, sağlıklı düşünen, hisseden ve davranan bireylerin yetişmesi için gerekli ve vazgeçilmez bir eğitimdir. Bu sette temel on erdem; masallar, hikâyeler, dramalar, oyunlar, bulmacalar, ev içi ve sınıf içi etkinliklerle anlatılıyor. İlköğretim Hayat Bilgisi ve Sosyal Bilgiler öğretim programında yer alan kazanım ve kavramları da destekleyen bu set, hem içerik hem öğretim yöntemleri bakımından eğitimciler ve anne babalar için de mükemmel bir kaynak olacak



İsim:         AYÇA           28-07-2009

E-Mail:        

Mesaj: merhaba hocam iyi çalışmalar ben antalyada ana okulu öğretmeniyim bu yıl erdemlerle ilgili bir proje geliştirip snıfmda uygulamayı düşünüyorum. kaybolan değerlerle ilgili endişeler taşımam beni bukonuda erştrmaya yöneltti erdemler setinizi 2. snıfa geçecek oğlumun sınıfna hediye olarak aldım ve incelediğimde çok beğendim. seçtiğiniz erdemler ve çocuğa farkndalık yaratma aşamaları çok güzel tasarlanmış. herkezin eline sağlık sizin kitabınız rehber alarak okul öncesi seviyesinde planlamalar yapmak kaydyla sınıf çocuklarıma uygulayacağım projemde kullanmak istiyorum. en ksa zamanda okul öncesi içinde benzer bir yayın hazırlamanız dilerim.


.



 Doğan Sarıtaş

ÖĞRENCİLER EN ÇOK "YERLİ DİZİ" SEYREDİYOR SİVAS

 Sivas'ta ilköğretim öğrencileri arasında yapılan araştırmada, öğrencilerin seyrettiği programlar arasında yerli dizilerin ilk sırada olduğu ortaya çıktı. Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı Din Eğitimi Bilim Dalı'nda yüksek lisans çalışması olarak Hacı Mehmet Karataş tarafından ''Televizyon Dizi ve Filmlerinin Çocuklara Etkisinin Din Eğitimi Açısından Değerlendirilmesi'' konulu araştırma yapıldı.

CÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın'ın proje danışmanlığında, Sivas'ta geçen yıl bir devlet okulu ile özel bir eğitim kurumunda 8-12 yaşlarındaki 100 öğrenci arasında yapılan araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 70'nin evinde 1, yüzde 21'nin evinde 2, yüzde 6'sının evinde 3, yüzde 1'inin evinde 4 televizyon olduğu belirlendi.

Katılımcı öğrencilerin yüzde 34'ü günde ortalama 2 saat, yüzde 23'ü 1 saat, yüzde 18'i 3 saat, yüzde 11'i 1 saatten az, yüzde 8'i 5 saat, yüzde 4'ü 4 saat televizyon seyrettiğini söyledi.

Araştırmaya katılan öğrencilerin izlediği programlar arasında yüzde 33'le yerli dizi, yüzde 15'le çizgi film, yüzde 13'le yarışma programı, yüzde 11'le çocuk programının ilk sıralarda yer aldığının saptandığı araştırmada, büyü temalı film, spor programı, müzik/eğlencenin yüzde 5'er oranla bu programları takip ettiği anlaşıldı.

Yerli dizi ve yarışma programı oranının tüm cevaplar içinde yüzde 46 gibi yüksek orana sahip olmasına, çocukların aileleriyle televizyon seyretmelerinin neden olduğu kaydedildi.

En çok seyredilen programlar arasında belgesellerin yüzde 3, bilgi verici programların yüzde 1 oranında seyredilmesinin öğrencilerin daha çok popüler programları tercih ettiğini gösterdiği belirtildi.

Araştırmaya göre, çocukların yüzde 23'ü ''Adanalı'', yüzde 15'i ''Arka Sokaklar'', yüzde 11'i ''Kurtlar Vadisi'', yüzde 6'sı ''Tek Türkiye''yi izliyor, yüzde 4'er oranla ''Selena'' ve ''Küçük Kadınlar'' dizilerini seyrediyor.

http://www.aa.com.tr/tr/ogrenciler-en-cok-yerli-dizi-seyrediyor.html